Bipolar Bozukluk (İkiuçlu bozukluk, Manik depresif hastalık)

Uzman Psikolog Büşra DUMANLI

İsminden de anlaşılacağı üzere, iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize olan ruhsal bir bozukluktur. Bu hastalığı, kişinin bir anda kendisini çok iyi hissederken, bir süre sonra içine kapanık bir hale gelmesine neden olan duygu durum bozukluğu olarak ta tanımlamak mümkündür. Kişide, sabit, sürekli ve dengeli bir ruh hali gözlemlenemez. Bunun yerine depresif döneminde kişide, mutsuzluk, üzüntü, isteksizlik ve motivasyon kaybı, intihar düşüncesi veya eğilimi, alkol ve madde kullanımı... vb. görülürken, manik dönemde ise; taşkın, coşkulu, enerji ve aktivitede artma, hızlı düşünme, hızlı konuşma, çok para harcama, risk alıcı davranışlarda bulunma, cinsel isteğin artması, uyku ihtiyacının azalması, dikkat dağınıklığı, özgüven artışı... gibi durumlar görülmektedir. Karma dönemde ise, her iki döneme ait belirtilerin olduğu, bir anda çok mutluyken bir anda hüzne bürünmüş hal şeklinde kişiden şüphelenilecek durumların görülmesi şeklindedir. Bipolar bozukluğun kesin ve net tek bir nedeni yoktur ancak genetik ve çevresel faktörler, kişinin herhangi bir döneminde yaşadığı travmatik durumlar, stres gibi durumların bu hastalıkta aktif rol oynadığını göstermektedir. Bipolar bozukluğa sahip olan kişi, kendisinin farkına varamayabilir. Ancak aşırı uç durumundaki duygu, düşünce ve davranışları, kişinin ailesi ve çevresi tarafından fark edilebilmektedir. Kişi özellikle, mani aşamasında olduğunu fark edemeyip, mani dönemi geçtikten sonra, davranışlarını sorgulama aşamasına geçmektedir. Bir çok bipolar hastası çevresindeki kişilerin uyarıları ile hastalığın farkına varmaktadırlar. Bipolar bozukluğu olan kişi, mani ve depresyon dönemlerinde orada olmayan şeyleri görme, koklama ve duyma gibi halüsinasyonlar yaşayabilir. Ayrıca, diğer insanlara mantıksız görünen şeylere (sanrılara) inanabilirler. Bu tip semptomlar tıpta psikoz veya psikotik atak olarak bilinir. Bipolar semptomları, kişinin ruh halinde yada davranışlarında öngörülemeyen değişikliklere neden olabilir ve bu durum kişinin yaşamında ciddi zorluklar yaşamasına sebep olabilmektedir. Bipolar bozukluğun tedavi sürecinde hasta- hekim işbirliği ve ailenin, çevrenin hastaya olan anlayışlı ve duyarlı yaklaşma şekilleri oldukça önemlidir. Bu nedenle, hastadan ziyade ailenin de hastalıkla ilgili bilgilendirilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bipolar bozukluk ataklar dışında, kişinin hayatına normal şekliyle devam edebildiği bir hastalıktır. Ancak tedavi süreci, sadece ataklar geldiği zaman değil, atakların oluşmasını engellemeye yönelikte olduğu için uzun veya ömür boyu sürebilmektedir. Bu nedenle duygu durum dengeleyici ilaçlar oldukça önemlidir. Kişinin, kendisinin iyileştiğini düşünüp bırakmaması gereken bu ilaçlar ile psikoterapi birlikte devam ettiği sürece oldukça başarılı sonuçlar elde edilip; hastalık kontrol altında normal seyrinde devam edebilmektedir.