Candan MERT
Eski Gazimağusa–Lefkoşa yolu üzerinde 20 Ocak 2023’te yaşanan ve kamuoyunda derin yankı uyandıran otobüs faciasında yaşamını yitiren 18 yaşındaki Mehmet Raif Koçak, ölümünün ikinci yıl dönümünde annesinin yürek yakan satırlarıyla yeniden gündemde.
Oğlunu yolun kenarında yürürken, ağır ihmaller zinciri sonucu kaybeden anne Şerife Koçak, KIBRIS için kaleme aldığı duygu yüklü yazıda; hem evladının yarım kalan hayatını, hem de iki yıldır yerini bulmayan adaletin yarattığı tarifsiz acıyı anlattı. Anne Koçak’ın satırları, bir annenin dinmeyen yasını olduğu kadar, adalet çağrısını da gözler önüne serdi.
Şerife Koçak, 23 Ocak 2026’da İskele’de karar öncesi duruşmanın görüleceğini belirterek, destek olmak isteyen herkesi mahkeme önüne davet etti. Koçak, yazısında yeniden ‘adalet’ çağrısı yaptı.
Acılı anne Şerife Koçak’ın yazısı şöyle:
“Yaşanan bir kaza değildi!”
“Mehmet Raif Koçak benim canım oğlumdu. Çok merhametli, akıllı, başarılı ve çok yakışıklı bir çocuktu.
Hayat doluydu. Yaşamayı seviyordu. Asla ölmek istemezdi. 18 yaşına girmeyi çok istiyordu. Bunun heyecanını evde hep birlikte yaşıyorduk. Onun büyüdüğünü görmek gururumuzdu. Hayalleri vardı; tertemiz, pırıl pırıl, gençliğine yakışan hayaller… Okumak, gülmek, yaşamak, sevilmek, sevmek… Belki bir meslek seçecek, belki dünyayı gezecek, belki sadece iyi bir insan olarak yaşayacaktı. Yakışıklılığı yüzündeydi ama asıl güzelliği kalbindeydi.
20 Ocak 2023.
Hayatımızın ikiye bölündüğü, öncesi olan ama sonrası olmayan kara gün. O gün Mehmet yaya olarak, yolun kenarından evine doğru yürüyordu. Kimseye zarar vermeden, kimsenin yolunu kesmeden, sadece evine gidiyordu. Sırtında iki çantası vardı. Biri büyük bir spor çantasıydı. Üzerinde dört adet beyaz şerit bulunuyordu.
Ön yüzünde, uzaktan bile fark edilecek büyüklükte, beyaz renkte “Adidas” yazısı vardı. Diğer çantası daha küçük bir çantaydı. Onun da önünde yine beyaz renkte “Adidas” yazısı bulunuyordu.
Yani oğlum görünmez değildi. Karanlık değildi. İki çantasıyla, beyaz yazılarıyla, eve dönen bir çocuktu.
O çantalar onun gençliğini, hayallerini ve geleceğini taşıyordu. Ama o kara gün, Lefkoşa–Mağusa eski yolunda, Berkel Mobilya önünde, otobüs şoförü Erhan Çelik, ışıkları yetersiz ve bozuk olduğunu bildiği bir otobüsle, bunu bilerek ve isteyerek yola çıktı. Yaklaşık 40 yolcuyla seferine devam etmeyi kendi tercihiyle seçti.
Ne yayaları düşündü, ne içindeki yolcuların canını umursadı.
Hız limitini aştı. Otobüsü adeta bir silah gibi kullandı. Ve benim oğluma arkadan çarptı. O kadar hızlıydı ki Mehmet’im metrelerce savruldu. Bu yaşanan bir kaza değildi. Bu, otobüs şoförü Erhan Çelik’in yaptığı ağır ihmaller zinciri sonucu yaşanan bir felaketti. Bu ihmaller bir çocuğun hayatına, bir ailenin geleceğine mal oldu.
Mehmet önce Mağusa Hastanesi’ne kaldırıldı. Sonra Lefkoşa’ya götürüldü. Ardından kendi imkânlarımızla Rum tarafındaki Makarios Hastanesi’ne ulaştırdık. Yoğun bakımda umutla mucize arasında yaşadık. Yer açıldı.
İlk kez bir Rum ambulansı KKTC’den gelip oğlumu aldı. Makarios Hastanesi’nde, Rum doktor ameliyata almadan önce bize şunu söyledi:
“Yüzde bir şansı var.”
“Babasıyla mezar yerimizi satın aldık”
Bu söz yazılı olarak da imzalandı. Bir anne için yüzde bir bile hayattı. Bir umut, bir mucizeydi. Ve o yüzde birlik mucize gerçekleşti. Mehmet ameliyata alındı. Ameliyattan çıktı. Hayata tutundu. O mucize oldu. Ama ne yazık ki mucize tamamlanmadı. Ameliyat sonrası günlerde, tüm çabalara rağmen Mehmet’imin beyin ölümü gerçekleşti. O güçlü bedeni daha fazla dayanamadı. Ve hayata tutunamadı. Oysa o, 18 yaşına girmeden ölmek istemiyordu.
28 Ocak 2023.
Bizim için bir doğum günü değil, bir annenin yaşayabileceği en büyük acıydı.
Mumlara üfleyemedik. Dilek tutamadık. Çocuğumuzu toprağa verdik. O gün mezar yerimizi, babasıyla birlikte satın aldık. Tüm bunları bu aile, otobüs şoförü Erhan Çelik ve ihmaller zinciri yüzünden yaşadı.
O, bir çocuğun hayatını aldı. Ama bununla kalmadı. Bu aileyi de ömür boyu sürecek bir acıya, bir müebbete mahkûm etti. Biz artık her gün o cezayı yaşıyoruz. Ben bir anneyim. Bir anne olarak adaletin sessiz kalmamasını istiyorum. Bu olayın emsal olmasını istiyorum. Bu ihmallerin cezasız kalmamasını istiyorum.
Bu nedenle, otobüs şoförü Erhan Çelik için en ağır ceza olan müebbet hapis cezası talep ediyorum. Mehmet masumdu. Yolun kenarında yürümek suç değildi. Genç olmak suç değildi. Hayal kurmak suç değildi. O gün sadece Mehmet’i kaybetmedik. Biz de öldük. Ama susmayacağız. O bize müebbet verdi, siz de ona verin. Biz adalete güveniyoruz. Adalete güvenmek istiyoruz.”