İşte Kutlu Adalı cinayeti!

Muhammet Gözay

Türkiye bizleri her şeyden koruyacaktır demişlerdi. 

Türkiye'nin Kıbrıs’la ilgili iki temel hukuki görevi vardı:

Birincisi ‘garantör ülke’ sıfatıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamlılığını ve bütünlüğünü sağlamak. 

İkincisi ise Anayasa'da yer alan iç ve dış her türlü güvenliğimizi sağlayıp korumak.

Evet, KKTC Anayasası’nın geçici 10’uncu maddesine şöyle bir bakalım ne diyor, ne içeriyor. 

“Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasanın 117. maddesinde yer alan kurallar yürürlüğe girmez. Anayasa yürürlüğe girdiği tarihte dış ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılan bütün kuvvetlerle, bunlara ilişkin olarak uygulamada olan usul ve hükümlerin ve bu konularda kabul edilmiş ve edilecek işbirliği esaslarının uygulanmasına devam olunur.”

Bu madde ile ‘savunma ve güvenlikle ilgili sivil yönetimin yetkili olmasını öngören’ 117’nci madde askıya alınmıştır. ‘Gerektirdiği sürece’ bu durum böyle devam edecektir. Zaten KKTC kurulduğu günden gelsin böyle devam etmiyor mu? 

Evet, ediyor. 

Türkiye iç güvenliğimizin sorumlusu oluyor. 

Yani herkesin teker teker canından, malından sorumludur. 

Güvenliğimiz bu geçiçi 10'ncu maddede ona verilmiştir. 

Kısacası Türkiye güvenliğimizin koruyucusu olacaktır. 

Peki bu gerçekte sağlanıyor mu?

Tam olarak yerine getiriliyor mu?

Bakınız Kutlu Adalı’nın güvenliğine...

Ne oldu? 

Sağlandı mı? 

Hayır!

Ve Kutlu Adalı, Türkiye devletinin içerisinde yer alan yöneticilerinin emri ve devletin parasıyla tutulan veya tutulanlar tarafından öldürüldüğü gerçeği söz konusudur. 

Bu da birinci ağızdan video çekilerek bildirilmiştir. Açıkçası itiraf edilen bir ifade vardır ortada!

Evet, Sedat Peker bunları söylüyor çektiği videolarda!

Ama bunların yanında bir de belirttiği derin devletin Kıbrıs bağıntısı çok daha vahim bir gerçeği ortaya çıkarmış oluyor. 

Bizler derin devletin kirli işlerini yıllar önceleri çok dile gerip de yazdık. 

Hatta KKTC'yi Türkiye'nin 'arka bahçesi' olarak kullanıyorlar da dedik. 

Yani kirli bütün işleri buradan sağlıyorlar. 

Bununda TC devleti tarafından planlanıp yapıldığıdır. 

Açıkça Sedat Peker, videosunda Kutlu Adalı'nın ‘KKTC’nin kumar ve uyuşturucu merkezi’ haline getirilmek istenmesine adeta isyan ettiğini ve sürekli de itiraz ettiğini dile getiriyor. Zaten bunları Adalı kalemiyle Yenidüzen gazetesindeki köşesinde sürekli yazıyordu. 

Ve nitekim de Türkiye, kumarhanelerini kapatıyor ve buraya taşımış oluyor.

O günden bugüne burada birçok çetenin faaliyetlerine ev sahipliği yapılmış oluyor.

Her türlü suç şebekesi de buradan faaliyetlerini sürdürmüş oluyor.

Ve tabiki bu kumar gazino kararını da TC devleti alıyor. 

Kumarhanelerin buraya taşınmasından sonra ülkede olaylar patlak veriyor. 

Her türlü suç burada artarak çoğalmış oluyor. 

Peki şimdi TC devletine sormak gerekir. 

Hani canımızı malımızı koruyacaktınız? 

Anayasadaki Geçiçi 10'ncu madde ile siz  bunu sağlamış olacaktınız. 

Sağladınız mı, sağlıyor musunuz? 

Hayır!

İşte bunun acı gerçeği yaşanan Kutlu Adalı cinayeti!