1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İzcan: " %10'la meclise gireceğiz
İzcan: " %10'la meclise gireceğiz

İzcan: " %10'la meclise gireceğiz

BKP: Genel Başkanı İzcan: Solun bu bölük pörçük oluşu, birbiriyle kavga edişi sağa, statükoya ve statükoculara, yani bu düzenden beslenenlere yarar.

A+A-

“Bu grup arkadaş, sadece sayıları onu geçmez, geçen kurultaydan buraya da partiye çalışmamış olanlardır. Hiçbir faaliyete katılmamış olanlardır. TKP'nin sağda bir parti olduğunu söylediler. Ama TDP ile de kabul etmediler. Onu da istemediler. CTP’yi hiç istemediler. Daha ziyade, daha solda anti işgal temelinde sol bir örgütlenmenin içine girelim, yeni bir parti kurulsun, o yeni parti de seçime girsin”

“Yani siz, bir takım iddialarla yola çıkıyorsanız bu iddialarınızın arkasında durun. Sonuna kadar giden... Kurultayına da katılın. Kongresi'ne de katılın. Aday da olun ve demokratik mücadelenizi sürdürün. Buna biz saygı duyarız. Bu kadar disiplinsizlik yapmış olmalarına rağmen, biz herhangi bir disiplin işlemi de yapmadık”

“Birileri şunu anlayacak: Hiç kimse sol hareketleri kendi güdümünde, kendi kontrolünde tutup ileriye yönelik kişisel veya partisel hesap yapamaz. Doğru değildir. Herkesin diğer farklı örgütlere saygı göstermesi lazım!”

“Göreceksiniz biz güçlü bir grup olarak en az %10 üzeri bir blok olarak bu ittifak yerini alacak. Bunu engellemek için çaba gösterirler yahu! Üyelerimizin sayısı bir 2-3'ten fazladır… Yani gerçekten bir tezgah var”

“Kararsız seçmen bu dönem kirli işlere dikkat etsin. Kim yapar kirli işleri? Kim karıştırır bu partilerin içini? Kim yapar bu kamuoyu yoklamalarını? Ve bir de geçmişi hiç unutmasın. Dört sene var bu hükümet geldi geçti. CTP, UBP, DP! Üçü de, dördü de bulundu bu partilerin hükümette. Bütün var dediklerinin hiçbirini yapmadılar”

Dr.Çiğdem DÜRÜST
Bu haftaki konuğumuz BKP Genel Başkanı İzzet İzcan. İzcan’la TKP Yeni Güçlerle yapılan ittifakın yanında erken seçimleri konuştuk.
Ç.D.:İzzet Bey, hoş geldiniz.
İ.İ.: Hoş bulduk.
Ç.D.: Tekrardan BKP Genel Başkanlığı’nız, taze taze diyelim, çok taze değil ama üyeden tekrardan onay almış olduğunuz için böyle söylüyorum… Hayırlı olsun!
İ.İ.: Teşekkür ederim; sağ olun…
Ç.D.: BKP biraz karışıktı. Kurultayınız da yeni geçti zaten. Kamuoyu BKP hakkında pek çok şey konuştu, tartıştı, merak etti… Biraz BKP içinde yaşananlar konusunda kamuoyunu bilgilendirebilir misiniz?
İ.İ.: Yani, bakınız Çiğdem Hanım: Partiler topluma hizmet için oluşturulan örgütlerdir. Partilerin işleyişi, demokratik bir yapıya bağlıdır. Demokratik olmalıdır. Ve üyeye dayanmalıdır. Partiler içerisinde zaman zaman görüş ayrılıkları olabilir. Farklılıklar da olabilir. Bunların tartışılacağı yer, partinin organlarıdır. Eğer organlarda da ayrılık varsa, o zaman kongrenizi toplarsınız, güvenoyunu tazelersiniz. O konuyu da referandum yaparak karara bağlarsınız. Benim bütün çabam bu oldu. Yani biz dedik Parti’nin merkez yönetimi kuruluna; sadece ben değil, ülkenin içinde bulunduğu koşullarda, partinin ana misyonu güç birliğini sağlamak olmalıdır. İşbirliğini sağlamak olmalıdır. Ve hayatın her alanında, solun farklı renklerinin birlikte mücadele etmesi esastır. Neden? Çünkü sağ bir iktidar var. Acımasız bir iktidar var. Eşitlik, adalet, özgürlükten nasibini almamıştır. Sömürü var. Kıbrıs sorunu batağa saplandı. İşsizlik var, göç var ve yolsuzluk var. Bütün bunların üstüne etkili bir şekilde gidebilmek için, sizin güçlü bir kadroyla, güçlü bir programla siyasi yelpazede yerinizi almanız lazım. Solun bu bölük pörçük oluşu, birbiriyle kavga edişi sağ ve statükoya ve statükoculara, yani bu düzenden beslenenlere yarar. Biz bir yıldan beri, yoğun bir çalışma yaptık. Ve bunları Parti Meclisi kararı olarak yaptık. Merkez Yürütme Kurulu kararı olarak yaptık. Genel Başkan’ın inisiyatifi ile yaptık. Akraba diye nitelendirebileceğimiz, siyasal akrabalarımızla konuştuk. Partilerle görüştük, sendikalarla görüştük… Ortak bir çatıda bir arada olmanın yollarını aradık. Sonuçta ortaya bir sonuç çıktı. Mümkün olan çıktı. Mümkün olan da TKP-YG, BKP, bazı sendikalar ve sivil toplum örgütleri ve bireyler olduğu ortaya çıktı. “Biz güç birliğine varık!” dedik. Bunu hayata geçirmek gerekiyordu. Birden karşımıza bir da baskın seçim çıktı… Dolayısıyla biz aslında seçilmiş biri için yola çıkmadık. Ama kendimizi bulduk. Karar verme aşamasında küçük bir grup arkadaş, PM’de ciddi bir itiraz koydu buna. Hatta işi kavgaya, rezilliğe da döktü. Ve daha da ileri gitti bu bir grup arkadaş, on kişi civarında bir grup arkadaş. Facebooklardan yayın yapmaya başladılar. Partinin özelini deşifre ederek... Çoğu da yalan, yanlış ve eksik bilgiler. E… Bu durumda benim yapabileceğim bir tek şey vardı. O da olağanüstü kurultay çağırmaktı. Bu konuyu karara bağlamak. Bir de güven tazeleyip, yeni bir yönetim kurulu seçmek. Yeni bir genel başkan seçmek. Disiplin kurulu seçmek ve yolumuza devam etmek... Bütün benim yaptığım bu başka hiçbir şey yapmadım.
Ç.D.: Ancak, toplumun çok dikkatini çekti bu olanlar. Çünkü seçim ortamı geldi. Gündem ısınmaya başladı. Seçmen karar vermeye çalışıyor. Toplumun üçte biri karar vermeye çalışıyor. Çok ilgilendi toplum BKP'de olan bitenlerle. Bu noktada bir takım dedikodular da var. Ben toplumumuzun, seçmenlerin ve Yeni Bakış okurlarının aydınlanması için biraz bunlara da değinmek istiyorum.
İ.İ.: Konuşalım.
Ç.D.: “İzzet İzcan başkan kalsın ve rakipsiz devam etsin diye; egosunu da kullanarak, ekarte etti parti içi muhalifleri!” dendi. Ne söylersiniz bununla ilgili?
İ.İ.: Bakınız. İzzet İzcan, başkan kalmak için bir çaba içinde değil. Başkan’ın değişmesi mümkündür. Değişe de bilir... Karşısına başka adaylar çıkar. Düşünce bazında, ideolojik olarak program bazında, alternatif bir program ortaya koyar ve der ki: “Biz bu programda, bu kadroyla göreve talibiz.”… Böyle bir şey var mı? Bu sorun çıkaran bazı arkadaşlar böyle bir şey yaptılar mı? O da yok! Sadece yaptıkları bu tür söylemlerle kamuoyunu bunaltmak, yönlendirmek… Ama minderden de kaçmak. İstifa edip kurultaya bile gelmemek.
Ç.D.: Talepleri neydi? Temel talepleri?
İ.İ.: TKP-YG ile bu ittifak yapılmayacak! Temel talep budur. Bunlar kurultay istemedi zaten. Bunlar başkanlık şeyi çıkarmadı. Yani öyle bir şey söylemediler. Bu grup arkadaş, sadece sayıları onu geçmez, geçen kurultaydan buraya da partiye çalışmamış olanlardır. Hiçbir faaliyete katılmamış olanlardır. Sadece PM’ne gelip kavga çıkaran insanlardır. Yani Parti’nin biletini satmadı hiç. Yemeğine katkı koymayacaksın. Ekip çalışmalarına katılmayacaksın. Aidat ödemeyeceksin. Hiçbir faaliyetinde olmayacaksın. Sadece ayda bir PM’ne gelip kavga çıkarıp gideceksin. Yaptıkları bu. Görevde olmayacaksın. Dolayısıyla bizim böyle bir durumumuz yoktu. Yani Parti Başkanlığı’na rakip var. Parti Başkanlığı’nda rekabet var da kurultay yapalım gibi bir durum yok. Bu arkadaşların temel çıkış noktası, "Biz TKP ile ittifak yapmayalım".
Ç.D.: Gerekçeleri neydi Sayın Başkan?
İ.İ.: TKP'nin sağda bir parti olduğunu söylediler. Ama TDP ile de kabul etmediler. Onu da istemediler. CTP’ni hiç istemediler. Daha ziyade, daha solda anti işgal temelinde sol bir örgütlenmenin içine girelim, yeni bir parti kurulsun, o yeni parti de seçime girsin… Seçim kararı alındığında bu da kadük oldu… Yasal olarak mümkün olmadığı ortaya çıktı. Pratik olarak da ben, bunun mümkün olmadığını söyledim. Ama biz daha büyük çatı ittifakına karşı hiçbir zaman olmadık. Ve biz buna varız. Ama mümkün olanı da yapmak durumundaydı. Bu arkadaşlar izledikleri siyasetle aslında partiyi işlevsizleştirmek, işlevsiz kılmaya çalıştılar. Yani yalnız bırakmaya çalıştılar. Yalnızlaşan ondan sonra da yalnızlaştığı için toplumsal sorunlarda başarılı olamayan, çözümde ve seçimlerde de başarılı olamayacak bir noktaya getirip başka hesaplar içine girdiler. Bu yanlıştır işte. Biz tam bunun tersini söyledik. Gelin siz de ucundan tutun, mümkün olan bu ittifaktır bunu yapalım. Ondan sonra da bu süreçten sonra da daha büyüğünü hayata geçirmek için birlikte çalışalım. Bu ilk defada, bunun içine koyalım yapacaksak bir şey. Bunu da kabul etmediler. Kurultay çağırdık. Üç gün önce aday olmaları lazım… Aday olmadılar. Ondan sonra gittiler… Önce Sayın Mustafa Asena’ya. Mahkemeye başvurup ara emri aldırıp kurultay yaptırmamaya çalıştılar. En büyük ayıp budur. Sayın Asena da davalarını almadı. Gittiler Sayın Öncel Polili'ye. Kurultay öncesinde bazı gerekçeler koyup kurultayı engellemek için ara emri aldırmaya çalıştılar. Sayın Öncel Polili, kendilerine dedi ki "Hukuk dışı hiçbir şey yoktur. Sayın İzzet İzcan’ın yaptığı ve BKP'nin yaptığı doğrudur. Böyle bir yetkisi de vardır. Kurultay engellenemez". Ondan sonra, o da yetmedi. Gittiler Serkan Bey’e. Ondan da aynı şeyi talep ettiler. O da aynı şeyi söyledi. Ve mahkemeden ara emri alamadan zaman doldu. Şimdi diyorlar ki, biz gitmedik işte mahkemeye… Partiyi mahkemeye götürmedik. Hayır, onu da yapmaya çalıştılar. O da olmadıktan sonra önlerinde bir tek yol vardı. Eleştirilerini söyleyip, önerilerini yapıp, hatta organlara aday olmak… Bunu da yapmadılar. Gittiler köylere, onda bunda adı olan ama aktif olmayan, anasıdır, babasıdır, kardeşidir, dedesidir neresidir… Partiyle direk bağı olmayan bazı kişileri, toplam 44 kişi, kendileri de dahil, istifa ettirdiler bir gece evvel. Kurultaya gitmemiş olmayı kafaya taktılar. Ve bütün üyeleri de bir bir aradılar "Siz gelmeyin kurultaya. Kavga çıkacak olay çıkacak. Şu olacak bu olacak…"dediler. Ama dinnemedi genneri üyeler. Dinnemedi insanlar. Birleşik Kıbrıs Partisi bugüne kadar yaptığı kurultayların en güzelini yaptı. En kalabalığını yaptı. Genel Kurul kararını, oybirliğiyle onayladı. Çekimser dahi yok. Yeni bir yönetim seçti. Ve yoluna devam ediyor. Şimdi benim aldığım siyasi terbiyede, bizim ideolojik yapımıza uygun fikirlere göre böyle bir şey olmaz. Yani sen, bir takım iddialarla yola çıkıyorsan bu iddialarının arkasında durun. Sonuna kadar giden... Kurultayına da katılın. Kongresi'ne de katılın. Aday da olun ve demokratik mücadeleni sürdürün. Buna biz saygı duyarız. Bu kadar disiplinsizlik yapmış olmalarına rağmen, biz herhangi bir disiplin işlemi de yapmadık. Dedirtmedik ki… İstesek tüzüğümüze göre, bunların hepsinin kaydını da silerdik. Tüzük buna cevaz veriyor. Parti aleyhinde çalışmalar yaparsa üye, kayıtları silinir. Veya partiye saldırı yaparlarsa… Bunlar neler yapmadı ki? Bakınız Parti Meclisi gecesi, biz parti binasındaydık. Ertesi gün gittiğimizde bilgisayarlarımız çalışmıyordu. Baktık, internetimiz çalışmıyordu. Günlerce parti internetsiz kaldı. Telefon Dairesi’nin teknisyenleri geldi. Dışarıdan kabloların kesildiğini, bozulduğunu tespit etti. Hemen onardı. Gene çalışmadı. Baktılar içerde modemden bilgisayara giden kablolar çalınmış. Ondan çalışmıyordu. Onu hallettik. Baktılar diğer kabloların yerleri değiştirilmiş. Onu hallettik. Sonra bir baktık partinin Facebook sayfalarının şifreleri, bilgisayarda yazılıydı… Bir arkadaş, Kemal Gülercan, bunları almış, şifreleri değiştirmiş, bütün kullanıcı pozisyonundaki insanları kullanıcılıktan atmış. Ve şu anda partinin Facebook sayfasını kullanarak partiye saldırıyorlar ve parti Facebook sayfaları kullanamıyor. Böyle bir durumda, gaspla karşı karşıyaydık. Ahlaki bir durumda… Ha ne oldu şimdi? Beş kişi, on kişi, yirmi0 kişi biz vazgeçtik dediler. Partiye zarar verdiler. Benim şahsıma yönelik kampanya yürüttüler. Özelime yönelik. Aileme, çocuklarıma yönelik! İş yaşamıma falan… Biz böyle şeyleri ayıp görürüz. Hiç cevap vermedim, vermeyeceğim de. Facebooklardan da orada burada… Bu iş kapanmıştır. BKP daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir. Kendini korumuştur. Ve şu anda bizim düşündüğümüz bir tek şey var. TKP-YG, BKP ve sivil toplum ile bazı bireylerin de desteğiyle oluşturduğumuz ittifakın başarısı. Biz buna konsantre olduk. İş yapacağız. 44 tane arkadaş ayrıldı. Bu 44 içinden geri gelmek isteyenler var. Aradılar bir kısmı. Fark ettim. Onlara kapımız açık olacak ve tekrar evlerine dönecekler. Bunu söyleyebilirim. Var epeyi arkadaşım öyle. Dönmek isteyen, bu propagandanın içinde aktif görev almamış, kötülük yapmamış. İnsanların hepsine partimizin kapısı açıktır. Dönecekler. Yani 30-40 kişi demek Çiğdem Hanım, altı ilçede, altı kişi her ilçede demektir. Biz bunların yerine fazlasıyla yeni üye koyacağız. Ve yolumuza devam edeceğiz. Birleşik Kıbrıs Partisi'nin ana bir misyonu vardır. O da solun birliğidir. Barıştır, demokrasidir, eşitliktir, adalettir… Yaşadığımız bu koşullarda KKTC'nin en büyük sorunu budur. Biz burada, halka hizmet için siyaset yapıyoruz. Onun için iç kavgalarına ama dikkat edin: zamanlamaya bakın! Yapılana bakın! Bu teknolojiyi, Facebookları kullanarak hakaretlere bakın ve ondan sonrada kapıyı vurup gidenlere bakın. Bu bize ne olup bittiğini anlatıyor. Belli ki bir takım, benim tahminim, merkezlerle de ilişkisi var bunun. Temasları göreceksiniz sonunda. Bu arkadaşlar, başında Sayın Korkmazhan’ın çektiği bu grup, nereye gidecek ne yapacak? Bunları hep birlikte izleyeceğiz.
Ç.D.: Temelde görülen TKP-YG’yle bir ittifak yapılmasına karşı duruş sergilenmesiydi. Neden TKP-YG ile ittifak size daha doğru geldi? Yani bugün BKP’yi götüren ekibe daha doğru geldi.
İ.İ.: BKP’yi götüren ekip, sadece TKP-YG ile ittifak yapalım demedi hiçbir zaman.
Ç.D.: Ne dedi?
İ.İ.: Bizzat CTP Genel Başkan’ı…(Burada cümlenin sonunu getirmedi) Solun birliğini savunduk. Solun güçlenmesi için çalıştık.
Ç.D.: Kimlerle görüştünüz?
İ.İ.: CTP Genel Başkanı’yla bizzat ben görüştüm. İlk önce de Tufan Bey’le görüştüm.
Ç.D.: Neydi çerçevesi bu görüşmenin?
İ.İ.: Çerçevesi şu: Tufan dedim bak, bu süreç solun tertiplenmesine, solun darbelenmesine giden bir süreçtir. Çeşitli nedenlerden dolayı... Geçmişte sizin de bulunduğunuz hükümetlerin icraatlarında, AKP'nin burada uyguladığı örgütlenmeden, baskıdan, Kıbrıs sorununun batağa girmesinden, daha birçok nedenden dolayı sol değerlerde bir erozyon var ve sol yıpratılmaktadır. O nedenle şimdi her ne kadar biz sizden farklı olsak bile, ortak noktaları belirleyip, topluma ana eksen etrafında sahip çıkıp, güçlü bir alternatif ortaya koymamız lazım. Ve biz sizinle çalışmaya da varız dedik.
Ç.D.: Ne dedi Tufan Bey?
İ.İ.: Tamam şunu söyledi bana; bakınız: "izzet Abi, sen bir abilik yap! Biz varık!"
Ç.D.: Ne demek abilik?
İ.İ.: Yani “bu solu birleştirmek için bu çalışmayı yürüt. Büyüklük göster. Biz yardımcı oluruz” dedi ama bu sadece söylemde kaldı.
Ç.D.: Siz bunu nasıl tercüme edersiniz?
İ.İ.: Ben şöyle anladım: “Bu çalışma, yaptığın doğrudur. Devam et. Solda birlik yap. Sol şey yapsın, biz gerekli desteği veririk.” gibi algıladım. Ama sonraki süreçte o yandan gelmediler. Tepkisiz kaldılar.
Ç.D.: Sonra TDP'ye mi gittiniz?
İ.İ.: TDP'ye gittik? Cemal Bey bize yardımcı olmadı. Anlattık, on defa anlattık. Hep parti çıkarı açısından baktı.
Ç.D.: Ne demek bu?
İ.İ.: Kendi partisi önde olsun, sol partilerin rekabetine dayalı, birbirlerine üstünlük sağlama stratejisidir bu. Çatı partisinde biz kesinlikle yokuz. Bir işbirliği nasıl olabilir? Belki bazı kontenjanlar veririz partimizden, ama öyle programı olacak, ilkeleri olacak, yönetim kurulu olacak, bir manifestosu olacak… Buna yanaşmadı. Ve aslında bize doğru dürüst cevap da vermedi. “Biz sizi ararık!” dedi hiç aramadı. Hep ben aradım aylarca.
Ç.D.: Aylarca?
İ.İ.: Aylarca!
Ç.D.: Bu süreç ne kadar sürdü? Ne kadardır bu çalışmayı yapıyorsunuz?
İ.İ.: Bu çalışma en az altı aydan beri aktif bir biçimde sürüyor. Altı aydır. Yanaşmadı bir de şunu söyledi: “Biz TKP'nin girdiği kapıdan girmeyiz. Buna da rezerv koydu. Bunu da istemedi. Yapacaksa bile kendi içinde bir şey yapmaya çalıştı. Hep de bencilce davrandı. Partisel çıkarı önde tuttu. Ve bize yanıt dahi sonuçta vermedi. İşin gerçeği bu!
Ç.D.: Bundan sonra TKP-YG ile görüştünüz.
İ.İ.: TKP-YG ile görüştük. Bunlar ilk günden olumlu baktılar. İlk günden daha akıllı davrandılar. Dediler ki biz Toplumcu Demokrasi Partisi'nin de içinde olduğu bir oluşumda da varız. Ambargo koymuyor. Onlar koydu bunlar koymadı. “Biz varık!” dediler. Konuşalım dediler yani işbirliğine biz varık. Bir şeyler yapalım dediler pozitif davrandı. YKP ye gittik. Yeni Kıbrıs partisine. Onlar şöyle dediler. Biz herhangi bir seçim işbirliğinde yokuz. Zaten seçimlere de girmeyeceğiniz. Anlattık: "Be bizim yapacağımız seçim ittifakı değil oğlum. Bu işbirliği seçime de dahildir… Ama hayatın her alanında, sokakta, parkta meydanda dışarda muhalefet olmak. İktidara da birlikte talip olmak! O eksik kalırsa, bunlar sokakta militanlık yapmaktan başka bir şey yapmamış oluruz. Yok dediler. Kestirdiler attılar. Yok dediler.
Ç.D.: Dürüst davranmışlar
İ.İ.: Yok, dediler sonuçta. Açıkca yok dediler. Biz de tamam dedik saygı gösterdik. Sendikalar gezdik. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, Kıbrıs Türk Amme memurları Sendikası, Çağsen, Dev-iş orta eğitim… Hepsi yaptığımızın çok doğru olduğunu, ihtiyaç olduğun, destek vereceklerini, vermek istediklerini ama bazıları aktif veremeyeceklerini; bazıları bireyler olarak vereceklerini ama bu işi yapmamız gerektiğini söylediler. Bir kişi de çıkmadı, Allahın kulu, de desin yapma bu işi de yanlıştır. Sonuçta dedik ki, elimizde ne var? Bu var. O zaman TKP ile oturalım, madem ki sadece bunlar evet dedi. Bir manifesto yapalım. Bunu diğerlerine taşıyalım. Beraber olarak. Sonra da karar verelim. Biz de karar verelim. Bunu da yaptık. Güzel bir hava… Bu işin olabileceğini görünce bazı çevreler paniklemeye başladı. Öfkelenmeye başladı. Başladı yazılar çıksın. Başladı ansızdan TKP'nin ülkücü bir operasyon olduğu; TKP’ne yönelik: Yok sizde ülkücü var, yok bu var… Onu aldı bazı arkadaşlar bize karşı kullandı. Ve önce Sayın Çakıcı'ya karşı bir linç kampanyası yürüttüler. Sonra benim şahsıma döndü bu. Baktık Volkan Gazetesi de katıldı. Başka gazeteler de katıldı. Yani bu iş olmasın, da ne isdersa olsun...
Ç.D.: Evet...Peki TKP ile nasıl bir birlikteliğiniz var? Yani çatı partisini reddetti dediniz TDP…. Burada çatı partisi olgusunu oturtabildiniz mi?
İ.İ.: Bakınız, çatı partisini tam reddettiler. Biz onlara dedik ki çatı partisini de herkes reddederse, o zaman çatı partisi de olmayabilir. Eğer bu endişeniz sizin seçime girme noktasındaysa, hangi partinin amblemi kullanılacağıyla ilgili, yani derdiniz buysa, biz onda da esneriz. Bizim için önemli değil. Öyle bir şey varsa aklınızda, sizinki kullanılsın hatta. Ne olacak? Önemli olan bu ittifakın ilkeleridir. Nasıl yönetileceğidir. Manifestosudur. İşleyişidir. Ve ne yapacaktır. Ve seçimden sonra ne yapacağınızdır. Bu çerçevede baktık TKP ile olan ilişkiye. Şimdi bir ne yapıyoruz? On kişilik bir yönetim kurulu oluşturuyoruz. Adı DEĞİŞİM VE KURTULUŞ İTTİFAKI. Kim yönetecek? Beş kişi bir taraftan, beş kişi bir taraftan… 
Bu beş kişinin içinden dışından gelen bireyler de olacak. Sendika temsilcileri de olacak. İki tane genel başkan da olacak. On kişilik merkez örgütü, ittifakın merkez örgütünün sözcüsü olacak. Kimdir? İki genel başkan artı dedik başka arkadaşlarda olabilir. Katkı yapabilir, sözcülük yapabilir. Yani sözcüler olacak. Yönetimde yer alacak. Kararlar oy birliği ile alınacak. Alınan kararlara partiler uyacak. Sendikalara uyacak. Ve seçimlere ortak bir listeyle girilecek. Burada...
(devamı yarın)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.