1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Uzm. Psk. Erosal, Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı
Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Uzm. Psk. Erosal, Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı

Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Uzm. Psk. Erosal, Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı

Erosal, Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeni ile “Ruh Sağlığı Alanındaki Güncel Problemler, Etik Uygulamalar, Psikologların Meslek Yasası ve Dernek Faaliyetleri” konulu basın açıklaması yaptı.

A+A-

Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Uzman Psikolog Refia Erosal; 20 yıla aşkın süredir her hükümetin önüne konulmuş, Cumhuriyet Meclisi’nde dördüncü sıraya kadar ivedilik almış meslek yasasın hala daha görüşülmek ve onaylanmak için beklediğini belirterek, “Bu yasanın çıkması biz psikologların kendi mesleği için bir çatı oluşturması anlamında çok önemli olmakla birlikte daha da önemli hale gelen bir diğer unsur, yasanın olmamasını bir fırsata dönüştüren ve insanların sağlığını hiçe sayan sözde ruh sağlığı çalışanlarıdır” dedi.

Açıklamasında, psikoloji alanında kendini geliştirmek isteyen meslektaşlarına çağrı yapan Erosal, “Psikoloji mesleği sizin yaşamınız boyunca kendinizi geliştirmenizi gerektiren bir meslektir. Maalesef ülkemizdeki yasal boşluğun farkında olan ve ticari amaçla adamıza gelen, eğitim ücretlerini pazarlığa açan ve dünyanın hiçbir yerinde geçerli olmayan, eğitimci listelerinde, kişilerin rızası olmadığı halde alandaki uzmanların adını kullanabilecek kadar haddini aşan, sözde eğitim birimleri bulunmaktadır. Bununla ilgili resmi kurumlara gereken başvurularımızı sürekli yapmakla birlikte, yasal boşluğun olması gelen eğitimlerin denetlenemiyor olması önümüzdeki en büyük engel ve tehlikedir” ifadelerine yer verdi.

 
“Son bir çağrı da hükümete yapmak istiyoruz” diyen Refia Erosal, ülkede ruh sağlığı açısından bu kadar sorun yaşanırken vatandaşların güvenilir ve ücretsiz psikolojik hizmet alma olanaklarının kısıtlıdır” diyerek, şunları belirtti:
 
Bu bağlamda hastanelerde, sağlık merkezlerinde, polikliniklerde, gençlik merkezlerinde veya köylerde bu hizmetleri verecek uzmanların istihdam edilmesi veya yapılacak bir düzenleme ile özelden alınan hizmetin ücretinin en azından bir kısmının sosyal sigortalar kapsamına alınmasıdır. Çevremizde psikolojik sorunlar yaşayan ama ücretini karşılayamadığı için terapiye gidemeyen veya terapiyi yarıda bırakan birçok danışanla karşılaşmaktayız.”
 
Erosal’ın Dünya Ruh Sağlığı Günü nedeni ile “Ruh Sağlığı Alanındaki Güncel Problemler, Etik Uygulamalar, Psikologların Meslek Yasası ve Dernek Faaliyetleri” konulu basın açıklaması şöyle:
 
“Bugün 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü,  dolayısıyla Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği olarak bu anlamlı günü bir meslek örgütü olarak coşkuyla kutlamak istesek de ülkemizde yaşanan problemlerin ve buna maruz kalan vatandaşlarımızın yaşadıkları durumu gördükçe böylesi günlerin bizler için bir kutlamadan ziyade alınabilecek önlemler ve atılabilecek adımlar konusunda bir haykırış günü olduğunu düşünüyoruz.
 
Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun girişimi ile 1992 yılından bu yana her yıl 10 Ekim günü "Dünya Ruh Sağlığı Günü" olarak kutlanmaktadır. Öncelikli hedefi ruh sağlığı konusunda kamu bilinci oluşturmak ve bu süreçte ruhsal bozukluklara karşı koruyucu çalışmaların ve tedavi hizmetlerinin tanıtılmasını ön plana çıkarmaktır.
 
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre “Sağlık; bedensel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik halidir.” Ruh sağlığı ise, kişinin kendisi ve çevresi ile denge ve uyum hali olarak tanımlanabilir, bio-psiko-sosyal bir denge ve uyum.
 
Kıbrıs Türk Halkı’nın tarihine baktığımızda savaş, göç ve gelecek, kimlik gibi belirsizliklerle dolu bir yaşam öyküsü görmekteyiz. Yakın tarihte yaşanan kayıpların tutulmayan yası, yaşadığı yerden koparılıp başka yerlerde kök salmaya çalışmak, yabancılaşmak ve tüm bunları tolere edebilmek. Ülkemizde yaşanan bunlar gibi birçok olayın halkımızı ruh sağlığı alanında nasıl etkilediğini, psikologların kendi çalışma alanında gözlemledikleri olaylardan sizlerle paylaşmak istiyorum:
 
Sadece 2003 yılı Annan Planı ile başlayan görüşme sürecinin üzerinden neredeyse 15 yıl geçmiştir. Süreçte sayısız uzlaşma noktasında yakınlaşma ve masadan kalkma hadiseleri vardır. Bu 15 yıl içerisinde adada yaşayan tüm insanların “Yarınki durumumuz ne olacak?” sorusu ile kişilerin yarınını net görememesinin verdiği endişe bile kişinin ruh sağlığını tek başına bozmaya yetecek niteliktedir.
 
Sürekli başlayan ve çöken görüşmeler vatandaşlarımızın kayıp ve buna bağlı yas ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Bu duyguyu şöyle açıklamama izin verin. Sevdiğimiz birisinin kaybı bizleri derin bir üzüntüye ve yasa boğmaktadır. Ancak ilerleyen süreçte bu kayıp ile yüzleşir, kabullenir ve hayatımıza devam ederiz. Ancak yinelenen görüşmeler umutları tekrar yeşermesine sebep olmakta ve her çöküşte tekrar tekrar kayıp yaşanmışlık hissine kapılmamıza ve sonu gelmeyen, tamamlanamayan bir yas yaşamamıza sebep olmaktadır.
 
Tabi ki devletin de bu anlaşma sürecine paralel olarak ani ve istikrarsız bir şekilde karar ve uygulama politikalarını değiştirmesi faktörünü de hafife almamak gerekmektedir. Ruh sağlığımızın denge halinin korunabilmesi için süreklilik çok önemli bir faktördür.
 
Bununla birlikte, tanınmayan bir ülke olarak dünyanın hiçbir yerinde kendini gösteremeyen, göstermeye çalıştığında da dış güçler tarafından çeşitli prosedürlerle engellenmenin verdiği öğrenilmiş çaresizlik, özsaygı sorunları yaratmakta, buna bağlı olarak da depresyon, anksiyete, öfke ve psikosomatik sorunlar yaşamamıza sebep olmaktadır.
 
Farklı siyasi görüşlerle olsa bile devleti yönetmek için seçilen kişilerin önceliğinin tüm vatandaşlar ve bu ülkeye hizmet vermek olması yerine, yönetime gelen devlet adamlarının kendi görüşünden olan kişilere öncelik tanıması, en basit işlerin bile çözüme götürülmemesi, vatandaşlarda adaletsizlik duygusu yaratmaktadır. Bunun sonucunu da vatandaşların kendi kurallarını yaratarak bizleri kural dışı bir toplum olarak yaşamaya sürüklemektedir. Bu duruma verilebilecek en çarpıcı örnek Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden ve Kuzey Kıbrıs’tan örneklerle ifade etmek istiyorum. Kişi Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne geçtiğinde nasıl yerlere çöp atmamayı, trafik kurallarına uymayı başarabiliyorken, Kuzey Kıbrıs’a geçtiğinde tüm bu davranışların tam tersini gerçekleştiriyor?
 
Son yıllarda gazetelerde gördüğümüz kriminal olayların etkilerini, yine vatandaşlarımızın problemi çözmek için başkasının hakkını gasp etmek, yıkmak, zarar vermek ya da yok etmek üzerine davranışlarında kaybolan adalet duygusunu ve vatandaşın kendi adaletini kendi ellerine alma eğilimini görebilmekteyiz. İşlenen suçların cezai yaptırımlarının yetersiz olması da bu suçların işlenmesini nerdeyse ödüllendirirken, insanların birbirleri ile olan iletişimlerinde ne kadar tahammülsüz olduklarını üzülerek görmekteyiz.
 
Tüm bunlara ilaveten bozuk ekonomik yapıdan da bahsetmemek olmaz. Dövize bağlı bir ekonomiden dolayı yarınımızı göremiyor, kendimizi güvende hissedemiyoruz. Temel ihtiyaçlarımızı karşılamak her gün daha zor bir durum alıyor, hayat standardımız düşüyor ve depresyon, intihar veya yasa dışı eylemlerle her geçen gün biraz daha fazla yüz yüze kalıyoruz.
 
Bu ve benzeri olayların sonucunda da boşanma oranları, aile içi şiddet, sağlıksız ebeveyn-çocuk ilişkileri ve teknolojiye olan bağımlılık sorunları birbirine ekleniyor, riskler artıyor ve sağlıksız bir nesile aktarılıyor.
 
Peki ruh sağlığı çalışanları olarak bizler ne yapıyoruz? 20 yıla aşkın bir süredir her hükümetin önüne konulmuş, dördüncü sıraya kadar ivedilik almış meslek yasamız hala daha görüşülmek ve onaylanmak için bekliyor. Peki bu yasa neden bu kadar önemlidir?
 
Bu yasanın çıkması biz psikologların kendi mesleği için bir çatı oluşturması anlamında çok önemli olmakla birlikte daha da önemli hale gelen bir diğer unsur, yasanın olmamasını bir fırsata dönüştüren ve insanların sağlığını hiçe sayan sözde ruh sağlığı çalışanlarıdır.
 
Bu kişilerin dünyanın hiçbir yerinde geçerliliği olmayan birkaç saatlik eğitimler alıp kendilerini “uzman” olarak göstermeleri, insanların hayatlarına müdahale ederek onlar yerine karar vermeleri ve maddi olarak sömürmeleri sadece birkaç örnektir.
 
Sevgili vatandaşlar, nasıl ki bir tıp hekimi sadece kendi uzmanlık alanında sizlere hizmet verebiliyor ve başka alanlardaki rahatsızlıklar için sizi o konunun uzmanı olan doktora yönlendiriyorsa, psikologlar da aynı şekilde çalışmaktadırlar. Bir psikolog her konuda çalışamaz. Bir psikoloğun hem çocuklar, hem yetişkinler, hem aileler, hem bağımlılık, hem cinsel terapiler..vb gibi birçok konuda çalışıyor olduğunu iddia etmesi abesle iştigaldir. Çünkü burada bahsedilen her bir alan başlı başına bir uzmanlık gerektirir. Bu nedenle psikolojik hizmet aldığınız kişileri sorgulama hakkınız olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.
 
Bir diğer çağrımız da psikoloji alanında kendini geliştirmek isteyen meslektaşlarımızadır: Psikoloji mesleği sizin yaşamınız boyunca kendinizi geliştirmenizi gerektiren bir meslektir. Maalesef ülkemizdeki yasal boşluğun farkında olan ve ticari amaçla adamıza gelen, eğitim ücretlerini pazarlığa açan ve dünyanın hiçbir yerinde geçerli olmayan, eğitimci listelerinde, kişilerin rızası olmadığı halde alandaki uzmanların adını kullanabilecek kadar haddini aşan, sözde eğitim birimleri bulunmaktadır. Bununla ilgili resmi kurumlara gereken başvurularımızı sürekli yapmakla birlikte, yasal boşluğun olması gelen eğitimlerin denetlenemiyor olması önümüzdeki en büyük engel ve tehlikedir.
 
Son bir çağrı da hükümete yapmak istiyoruz. Ülkemizde ruh sağlığı açısından bu kadar sorun yaşanırken vatandaşlarımızın güvenilir ve ücretsiz psikolojik hizmet alma olanakları çok çok kısıtlıdır. Bu bağlamda hastanelerde, sağlık merkezlerinde, polikliniklerde, gençlik merkezlerinde veya köylerde bu hizmetleri verecek uzmanların istihdam edilmesi veya yapılacak bir düzenleme ile özelden alınan hizmetin ücretinin en azından bir kısmının sosyal sigortalar kapsamına alınmasıdır. Çevremizde psikolojik sorunlar yaşayan ama ücretini karşılayamadığı için terapiye gidemeyen veya terapiyi yarıda bırakan birçok danışanla karşılaşmaktayız.
 
Değerli vatandaşlar ve meslektaşlarımız, yaşanan tüm olumsuzluklar ve belirsizliklere rağmen, kendi alanımızda elimizden gelen tüm imkanlarla mesleğimizi yapmaya ve bu alandaki olumsuzlukları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. İnancımız ve umudumuz gelecek yıllarda dünya Ruh Sağlığı Günü’nü daha iyi şartlarla ve meslek yasamızla coşkuyla kutlamaktır.
 
Sevgi, saygı, güven, değer, kapsayıcılık duyguları ile dolu, insan olmayı unutmadığımız nice sağlıklı, mutlu, umutlu 10 Ekimler dileğiyle Dünya Ruh Sağlığı Günü kutlu olsun.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.