• Lefkoşa19 °C
  • Mağusa18 °C
  • Girne17 °C
  • Güzelyurt16 °C
  • İskele18 °C

Psikolog Gülşah Özkurşun / Pikolog

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Psikolog Gülşah Özkurşun / Pikolog

Ruhsal bir Sürgün; Zorunlu Göç

05 Aralık 2018 Çarşamba 08:06

Aidiyet duygusuyla benimsenen topraklardan ve semalardan  bir kuş sürüsü misali kişiler ve gruplar geçiyor. İnsan yaşamının rotası sosyo-politik ,ekonomik ve daha birçok faktörler  sonucunda değişiyor. Bu değişimin bedeli salt ekonomik, politik ve milli değerlerin kaybıyla ölçülemez. Kişiler ve grupların zorunlu olarak göç etmesi psikolojik açıdan oldukça yorucudur. Göç öncesi göçü zorunlu kılan  sebeplerin maddi ve manevi yoğunluğu  göç sonrasında yaşanan psikolojik sorunların çapını belirlemektedir.Göç öncesinde kişi ve gruplar hayatlarının kontrolünü  ve güvenliğini sağlamak için göç etme  fikriyle yüzleşmektedir.Heleki  göç öncesi süreçte kişiler  zulüm,baskı,katliam ve buna benzer psikolojik şiddet ve yaşamsal tehdit oluşturan durumlara maruz kaldıysa,kişilerin göç süresi ve göç sonrasında ağır psikolojik travmaları yaşaması işten bile değildir.Bilhassa göçü psikolojik açıdan olumsuz kılan faktörler kişi ve grupların yakın çevre ilişki ağından bağını kesmek zorunda olmasıdır.Kişinin  kültürünü,işini,okulunu,gelirini,hayat standardını,aşina olduğu içinde yaşadığı köyü,kenti ve yurdu geride bırakmasıdır.Kişiler  göç sonrasında edindiği yaşam alanıyla uyumu yakalamakta zorlandığı takdirde psikolojik tahribatları artmaktadır.Eğer ki yeni yaşam alanında sosyo-politik,kültürel ve ekonomik açılardan yeni gruplar ve kişiler tarafından dışlanıyor veya adaptasyon süreci gecikiyorsa kişiler umutsuzluğa,çaresizliğe düşebilmekte ve bunun bir dışavurumu olarak kişiliğiyle bağdaşmayan girişimlerde dahi bulunabilmektedirler.Örneğin ekonomik kayıplarının derinliği illegal yol aramaya itebilir veya psikolojik baskıdan ötürü şiddet otokontrolsüzlüğü yaşayarak kendine,ailesine ve çevresine zarar verebilirler.Göç sonrası en çok dikkat çeken psikolojik rahatsızlıklar depresyon,travmatik stres bozukluğu ,panik ataktır.Kişilerin yaşadığı ağır kayıplar yeni kayıpların oluşabileceği korkusuyla kişilerin sürekli refleks halinde olmasına sebep olmaktadır.Zorunlu göçü deneyimlemiş Kişilerin bilişsel ve duygudurumlarındaki olumsuz tutum stres yönetimini sağlamayı güçleştirmektedir.Buna bağlı olarak artan psikolojik hassasiyet açığa çıkmaktadır

Kişilerin kişilik özellikleri değişimlere uğrayabilmektedir.Örneğin paylaşımcı olan bir şahıs göçü deneyimledikten sonra yokluk psikolojisiyle daha bencil tutumlar sergileyebilir.İçgüdüsel olarak yaşamını güvenceye alacak faktörlere odaklanabilir.Bu odaklanma bir başkasının yaşam haklarını ihlal etmediği takdirde anlayışla ve dayanışmayla  zamanla aşılabilmektedir.

 Göç süreci çocuklar için  kırık bir bardaktan su içmenin yarattığı ukde gibidir. Göçü yaşayan çocuklar dışlanmaya ve kayıplara bağlı olarak ilerde anti sosyal kişilik bozukluğu,çekingen kişilik bozukluğu,fobiler geliştirebilirler.Kayıpları ve değişimi kabullenmek henüz psikolojik olgunluğa  erişmemiş çocuklar için oldukça zorlayıcı bir evredir.Dolayısıyla göçü yaşayan yetişkin bireyler himayesindeki  çocukların bu durumu erken yaşta bertaraf edebilmesi için ekstra hassas girişimlerde bulunmak zorundadır.

Politik ve kültürel birikim ve yargılarımız nasıl olursa olsun içinde bulunduğumuz coğrafyada dünya görüşümüz ve milli kimliklerimizden önce sadece katıksız bir insan olmayı düstur edinmeliyiz.Çifte standart siyasi ve ekonomik koşulları zenginleştirebilir.Fakat bu yüzden bırakın içinde bulunduğumuz dünyadaki insan ırkını hayvanlar,bitkiler ve doğmamış çocuklar dahi göçlerin hazin tablosundan etkilenmektedir.

Psikolog Gülşah Özkurşun

Bu yazı toplam 400 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EĞİTİM
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Haberatör | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +905338515851 | Haber Yazılımı: CM Bilişim